15 Ocak 2015 Perşembe

HEADHUNTER' KEN PREDATOR' E DÖNÜŞMEK

 


Yetenek sözcüğünün anlamı; Bir kimsenin bir şeyi anlama ya da yapabilme niteliği, kabiliyet, istidat; dışardan gelen etkiyi alabilme gücü olarak sözlüklerde ifade edilmiştir. İş dünyasında yetenek avlamak, yetenekli insanları mülakatlarda keşfetmek, firmaların geleceğe yaptıkları yatırım olmaktadır. İngilizce de (Headhunter) "Kelle Avcısı" olarak tam çevirisi olan söylem daha yumuşak bir ifade ile "Yetenek Avcısı" olararak dilimizde kullanmaya başlamıştır.
 
 Firmalar yetenek avcılığını tam anlamıyla gerçekleştirebiliyorlar mı? Bu soruya cevap bulmaya çalışalım.
 
Öncelikle yeteneği keşfedip firmanıza kazandırabilmek deneyimli ve yetişmiş İK personelleri ile mümkün olacaktır. Mülakatlarda adaylar çok iyi analiz edilip tüm yetenek ve deneyimleri tek tek sorgulanarak açık pozisyon için adayın yetenek ve deneyimlerinin hangi oranda örtüştüğü İK uzmanları tarafından çok iyi bir şekilde tespit edilerek mülakat sonlandırılmış olmalıdır.
 
Adayı iyi tanıma adına sorulmamış sorular ve CV sinin önden incelenmemesi yeteneğin keşfedilmesi adına kayıp bir mülakat süreci olmaktadır. Bir çok İK uzmanının adayın yeteneklerini bilmeden ve aday hakkında ön bir araştırma yapmadan mülakatlara girdiğini adaylardan duymaktayız. Yeteneği keşfetmek her şeyden önce yetenekli bir İK uzmanı olmanızdan geçer.
 
Eğer bu sayılan analizleri eksik yapıyorsanız klasik bir mülakat süreci gerçekleşecek ve adayı keşfetme adına herhangi bir sonuç alınamayacaktır. Dolayısı ile "Yetenek Avcılığı" başlı başına bir yetenek işidir. Birçok aracı firmanın "Headhunter" ünvanı altında çalışma yaptığını ve firmalara eleman yönlendirdiğini bilmekteyiz. Ancak firmalar zaman zaman okul birincisi olarak mezun olmuş,  bilgili, donanımlı ve eğitimli insanlara bir şans vermiyor yada  görmezden gelebiliyor.
 
Bu nasıl mı oluyor? bu konuyu açalım isterseniz.

Bir çok firmanın "Yetenek Avcılığı" kavramından anladığı şeyin adayın marka bir üniversiteden mezun olması yada daha önce sektörde isim yapmış bir firmada çalışmış olmasından ibaret olduğunu gözlemliyorum. Aday marka bir üniversiteden mezun olabilir yada   bilinen bir kurumda bir süre çalışmış olabilir , fakat bu onun yetenekli ve aradığınız işe uygun bir aday olduğunun  göstergesi midir? firmaların burda diğer üniversitelerden mezun  olan ve  CV sinde tecrübe olarak az bilinen firmalarda çalışmış  adaylara  adil davranmadığını, marka takıntıları yüzünden de bir çok yeteneğe şans vermeyerek onların iş dünyasında hak ettikleri yere gelememelerine  sebep olduğunu görüyoruz.
 
Haedhunter'lar Nasıl Predator'lere Dönüşüyor?
 

 
  
İşte burada yanlış yapılan tercihler yüzünden adayların kafalarında firmaların marka imajları da zarar görmektedir. Bu olumsuzlukları yaşıyan adaylar her türlü sosyal mecrada x bir firma ile yaşadığı mülakatta pozisyon ile deneyim ve yeteneklerinin birebir örtüştüğü halde haksız yere elendiğinden bahsedebiliyorlar. Bu olumsuz algı uzun vadede firmalara başvuracak diğer adaylarda bumerang etkisi yaparak sizlere geri dönecektir. Son günlerde  "Karakteri işe al yeteneği eğit" ! söylemlerini sosyal mecralarda sıklıkla görmekteyiz. Ben çalıştığım holdingte yaptığım yüzlerce mülakatta şunu gördüm;
 
X isimde marka olmuş bir üniversiten mezun olan bir adayın kendisini yeterince ifade edemediğine ve işe uygun olmadığına   şahit olurken açık öğretim fakültesi mezunu bir adayın kendisini son derece geliştirdiğini ve işi aldığını da biliyorum. Dolayısı ile yetenek avcılığından anladığımız adayın marka bir üniversiteden mezun olması yada daha önce isim yapmış bir firmada çalışmış olması değil, pozisyon için yeterince istekli ve yetenekli olması olmalıdır. Burada yanlış yapılan aday tercihlerinden dolayı kaybedilen ve yok edilen yetenekler, Headhunter' ların "Predator" lere dönüşmesine, yani "yeteneği yakalayan" ( avlayan ) değil "yok eden" bir yaklaşım sergilemelerine neden olmaktadır.

Bir arkadaşımın Linkedin'de yaşadığı bir anektodu da yeri gelmişken aktarmak isterim. Kendisi son derece donanımlı ve bilgili bir insan olmasına rağmen bir süredir firmalarla görüşme yaptığı halde bir işe giremedi. Dolayısı ile profilinde "Headhunter" yazan birine mesaj atarak iş aradığını ifade etmiş. "Yetenek Avcısı" ünvanlı kişi  beni değil, İnsan Kaynakları Uzmanları'nı ekleyin ve onlara mesaj atın! şeklinde cevap yazınca arkadaşımın cevabı da şu şekilde olmuş; Onu ben de biliyor ve zaten yapıyorum. Sizin ünvanınızda "Yetenek Avcısı" olduğunuz yazdığı için bir farkınız olabilir düşüncesi ile size yazdım deyince karşı taraftan hiçbir cevap gelmiyor.

Linkedin gibi İş dünyasını bir araya getiren bir network'ün Headhunter'lar tarafından yeterince kullanılamadığını bu örnekten de yola çıkarsak üzülerek görmekteyiz. İş arayan insanların bir şekilde paylaşımları ve yorumları ile varlık gösterdiği bu platfotmdan, zeki ve analiz yeteneği olan  "Yetenek Avcısı" bir çok yeteneği keşfedebilir ve iş dünyasına kazandırabilir. Yetenek keşfi biraz da "gözlem ve takip" kabiliyetinizin gelişmiş olması ile ilgili bir durumdur. Burada tamamen Headhunter'in "tecrübesi" devreye  girmektedir.

Yetenek avcılığı yaparken yeteneği "yok eden" Predator' lere dönüşmek, sektör ve aday açısından bir çok değerin kaybedilmesi anlamına gelmektedir. Firmanıza müracaat eden adayları mutlaka iyi analiz ederek seçimlerinizi gerçekleştirin. Aksi halde bir çok yetenek iş dünyasının  acımasız çarkında yok olup gitmektedir. Yeteneğe "şans verin" , yok etmeyin!

Mesut YÜKSEL















4 yorum:

serkan yasin dedi ki...

Mesut Bey çok güzel ifadeler ve mükemmel bir anlatım. Okurken kavramları da sorgulama yolunuz ve bu konudaki benzetmeleriniz oldukça yaratıcı. Maalesef bir çok konuda olduğu gibi, bu konuda da ülkemiz uygulama anlamında zayıf. Süslü püslü gözüken kelimeler kulağa hoş geliyor ama keşfedecek azimde kimse yok. Keşfeden değil yok eden konumdalar.

Mesut yüksel dedi ki...

Teşekkür ederim Serkan Bey Yetenek Avcısı olayım derken Yeteneği "yok eden" bir yaklaşım sergileyen firmalar umarım bu yazıdan kendilerine gereken dersleri çıkarırlar.

emrah bayildiran dedi ki...

İş dünyası yetenek yetiştirmeyi çoğunlukla sevmediği gibi kendini zorlukla yetiştiren yetenekleri de bir predator edasıyla öğütüp, sonra da yetenek aradıklarını ve bulamadıklarını söylüyor. İronik. Emrah BAYILDIRAN

Eyup DEMIRELLI dedi ki...

Mesut Bey öncelikle çok güzel, gayet anlaşılır ve düşündürücü bir makale olmuş. Bundan ötürü elinize sağlık demek isterim. Ülkemizde üniversite eğitim yüzdemizi artırmaya çalışırken, diğer yandan iş hayatında gelişim alanlarının bekirlenmesi ve bunların geliştirilmesine yeteri kadar mesai ve kaynak ayrılmadığını görüyorum. Bir çok yetkinlik soygulanırken, haiz olunan yetkinliklerin yeteri kadar geliştirilmesi için yapılması gerekenlerin sorgulanmayıp "Sonuç Odaklılık,Ticari Farkındalık" yetkinliklerine aşırı derecede önem verilmesi, sanırım Headhunter olmaktan Predator'lüğe geçişe neden olmakta.

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Colgate Coupons