12 Aralık 2016 Pazartesi

UZMANLIK ŞİİRİ









Okul biter kursu var
Kurs Biter Sınavı var
Sınav olur barajı var
Nasıl bir mesleksin Uzmanlık?

Yasası var yönetmeliği var
Tasası var kederi var
Mesleğin güzel bir hazzı var
Nasıl bir mesleksin uzmanlık?

Uzman olur sahayı gezersin
Kara deftere yazar çizersin
Bir daha ki ay yine gelirsin
Değişen bir şey yoktur gidersin

Şantiyede fabrikada
Ortamda hep tetikte
İş verenle iş yerinde 
Her yerdedir uzmanlık

Bilgili ol akıllı ol
Mevzuata hep hakim ol
Yoksa inan bu iş sana
Gelir iki beden bol

Kaza olursa adliyede
Dosyan gelir mahkemede
Ömrün geçmesin hapiste
Hakkını ver işin bu meslekte

Mesut YÜKSEL

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLIĞI MESLEĞİNE BİR BAKIŞ




Ülkemizde 2012 Yılında Uygulamaya Konan "6331 Sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu", İş Yerlerine yepyeni bir kültür ile tanışma fırsatı vererek alışılmışın dışında bir uygulamalar zinciri ve farklı bir sektör yaratmıştır. Yayınlanan bu yasa ile birlikte ortaya çıkan "İş Güvenliği Uzmanlığı" mesleği önceleri mühendis kökenli mezunlara yeni iş imkanları yaratmıştır. Daha sonra devlet uzman açığını da göz önüne alıp Fizik, Kimya, Biyoloji, Mimarlık ve İş Sağlığı ve Güvenliği Ön Lisans programlarına Uzman olmak için şans vererek bu yolu açık tutmuştur. 

Gelişen çağ ile birlikte bilim ve teknoloji ile paralel giden İş Güvenliği Sektörü elbette durağan bir şekilde olamazdı. Uzmanlar da pek tabi aynı şekilde gelişen ve değişen çağa ayak uydurarak mevzuat bilgisini sürekli güncel tutmak zorundalar. Uzmanlık Tamamı ile bilimsel bilgi ile yapılan bir meslek olduğuna göre bu mesleğin kendisini sürekli gelişime açık tutmayan insanlara göre olmadığını söyleyebiliriz. 

Okulu bitirdin, kursa gittin ve 2-3 ay ders çalışarak emeğinin karşılığını almak üzere OSYM nin yaptığı sınava girdin ve ondan da en az 70 alarak uzman oldun!! Yürü be, kim tutar seni!! Artık bir OSGB de yada şantiyede görev yapmaya hazır ve nazırsın. OSGB de sana onlarca firma verildi. Sen de şevkle firmalarını yavaş yavaş ziyaret etmeye başladın ve İlk Firmana gittin. Firma Sahibi Ahmet Bey "metal sektörü"nde hizmet veriyor. Oturdun bir koltuğa ve Ahmet Bey den İSG ile ilgili evrak ve klasörleri istedin. Ahmet Bey sana sert bir bakış attı ve klasör ve evrakları uzattı. Dosyaları incelediğinde   İSG ile ilgili yapılan doğru dürüst bir şey göremedin. 

Ahmet Bey ne ortam ölçümlerini yaptırmış, ne makinelerin periyodik bakımlarını, ne yangın tüplerinin kontrollerini, ne de elektrik tesisatı ile ilgili eksikleri gidermiş. Ahmet Beye dönerek; "Ahmet Bey İSG ile ilgili eksiklerinizi en kısa zamanda tamamlamanız gerekiyor ve ben bu eksikleri ayrıca "Tespit ve Öneri" defterine de yazacağım" dedin. Alınması gerekli İSG tedbirlerini yazdın çizdin ,gittin geldin ve yine yazdın çizdin. Bir baktın ki aradan 1 yıl geçmiş ve aslında firmada İSG adına çok ta yol alınamamış.

Ahmet Bey her ziyarette "Ya bu ay bunları yazmasak?, İşletmede durumlar kötü, personellere maaşlarını zor veriyorum zaten! Bir de sen bana masraf çıkarıyorsun!" tarzı cümle aralarında sana laf sıkıştırıyor. Sen de rica minnet Ahmet Beye İSG Tespit Öneri defterine yazılanları yapması gerektiğini, aksi halde yasal yaptırımlarla karşılaşabileceğini uygun bir dille anlatmaya çalışıyorsun.

Ancak nafile, Ahmet Bey yine bildiğini okumaya devam ediyor. Her firmada olmasa da Uzmanlar firmaların büyük bir çoğunluğunda yukarıda yazdığım durumlar ile karşılaşıyor. İş veren Uzman için OSGB ye fatura ödediğinin bilincinde. Dolayısı ile parasını ödediğim kişi bana yaptırım uygulamaya çalışıyor havasındalar. Sistem bu haliyle tıkanıyor ve uzmanın işverene karşı hiç bir yaptırım gücü kalmıyor. Burada rica minnet ile ve uzmanın iletişim yeteneğine göre  firmanın İSG Politikası şekilleniyor da denebilir. 

Bu şekilde yürüyen bir sistemin İş Kazası istatistiklerini yükselteceği aşikar. Dolayısı ile Uzmanı kendi içerisinde bir çıkmaza ve kıskaca sokan bu anlayış, yerini devlet destekli ve tam yetkili uzman profiline terketmelidir. Aksi halde İş Kazalarında dünya sıralamasında her zaman üst sıralarda olmaya devam edeceğimizi tahmin etmek çok ta zor olmasa gerek. Sektörü ve Camiayı temsil edebilecek bir meslek odası halen kurulamamıştır. 

Dernekleşme şeklinde bir örgütlenme ile uzmanlar bir arada tutulmaya çalışılsa da, derneklerin dağınık olması ve bir çatı altında toplanamaması nedeni ile bu örgütlenme modeli aslında beklenilen faydayı sektöre sağlamaktan uzaktır. Dolayısı ile her geçen yıl sayıları artan uzmanlar, halen özel sektöre bağlı olarak haklarını aramakta ve maaşlarını almaktalar. Bu ve benzeri bir çok sorun çözülmeyi beklemektedir. 

Proaktif bir yaklaşım ile Sağlık Sektörünün yükünü hafifleten ve insan yaşamına hizmet eden "İş Güvenliği Uzmanlığı" Mesleği, en az hekimlik kadar önemsendiği ve bu mesleğe değer verildiği sürece, sektör çalışanları hak ettiği yere ve saygıya kavuşacaklardır.

Mesut YÜKSEL

30 Haziran 2016 Perşembe

DEĞİŞİM ZAMANI!



Yaşamın neresindeyim? Nokta içinde noktayım, ne var ne de yoktayım...!!! demiş şair. Yaşamın anlamını sorgularken objektif bir yargıya varmak gerçekten güçtür. Yetiştirilme tarzınız, okuduğunuz okullar ve sosyal çevreniz yaşama nasıl baktığınızı şekillendirmeye başlar. Nasıl bir kişi olmanızda aslında bir nevi sosyal çevreniz etkilidir. Aslında hiç birimiz genelde olmak istediğimiz insan yada olmamız istenilen insan olamayız. 

Kısıtlı imkanlar doğrultusunda bir çoğumuz gelişim evremizi zenginleştirmeden ölür gideriz. Oysa neydi bilgeliğe giden yol? Daha fazla araştırmak, okumak ve bir takım değer yargılarına varmak mıydı? İnsanları olduğu gibi kabullenmek belki yada onlara bilgi aktarımı gerçekleştirebilmek. Evren ve insan birbirini tamamlayan iki akıllı düzen gibi görünüyor. Milyarlarca yıldır var olan bir evrende trilyonlarca galaksiden biriyiz. 

Yüz binlerce yıllık gelişim evremizde insanlık belirli bir aşamaya geldi gelmesine ancak halen erdemli insan modeline ulaşmış değiliz. Felsefenin ve bilimin sorguladığı dünya düzeninde inançlarımız da yaşantımıza egemen olmaktadır. Tüm inançların ve felsefelerin buluştuğu ve kesiştiği ortak bir alan mevcut. O alan insanlığın ortak paydasıdır, oksijen ve hayat merkezidir. Bu alandan kastım insani erdemlerdir. 

Evrensel olarak düşündüğümüzde her insan eşittir ve her insanın yaşama hakkı bulunmaktadır. Tüm insanlar birbirlerine saygı göstermek zorundadır. Herkes fikrini beyan etmekte özgürdür ve kişisel özgürlüğü  başkasının özgürlük alanı ile sınırlıdır. Meseleye bu açıdan bakarsak insanlık binlerce yıldır zamanının büyük bir kısmını savaşlara ve birbirlerini yok etmeye harcadı. Bu kayıp zaman bilim ve gelişmeye ayrılsaydı belkide şu an olduğumuzdan 1000 yıl ileride olurduk. İnsanlık bu kayıp zaman nedeni ile olması gereken seviyeye halen ulaşamadı. 

Bu eksik gelişim evresi nedeni ile halen dünya üzerinden kan ve göz yaşı eksik olmuyor. Herkesin üzerine düşen bir misyonu olmalı. Bu misyon kişisel gelişimimizi en üst seviyeye çıkararak insanlığın temel değerlerine hizmet etmek ve dünya gezegeninde barış ve huzurun yeniden tesis edilmesine katkı sağlamak olmalıdır. Bunun için hep birlikte zihinlerimizi meşgul edelim ve kolları sıvamaya başlayalım. Milyonlarca beyinin bu şekilde düşündüğünü bir düşünün? 

Hadi durma.!!. düşün ve çabala...!!

Mesut YÜKSEL

6 Haziran 2016 Pazartesi

ERDEMLİ İNSAN OLMA BİLİNCİ




Yaşamanın anlamını düşünmek bazen insanı bilinmeyene doğru bir yolculuğa çıkarır. Her nefes aldığımızda bize bahşedilen bir ömrü yaşamanın keyfine varırız. Dünyaya bakışımız ve hayatı algılayışımız aslında bizim temel felsefemizdir. Tüm ömrümüz boyunca bu ilkeler doğrultusunda yaşarız ve ardımızda iyi yada kötü bir iz bırakırız. Erdemli bir insan olabilme bilinci maalesef çağımızda çok az insanda bulunuyor. Dolayısı ile toplumların kalkınması ve aydınlanması aslında bu olguya bağlı. Her insan dünyaya neden geldik? Ve neden ölüyoruz? Bu soruları kendine sorar fakat çoğu zaman cevap bulamayabilir.

Amaçsızca yaşayıp yok olmak varoluş nedenine aykırıdır. Herkes İnsanlığa faydalı işler ile meşgul olmalıyım şeklinde bir düşünce yapısı ile hareket ederse bu bilinç toplumun tüm katmanlarına yayılacak ve sonunda aydınlanmış ve ileri medeniyetler seviyesine ulaşmış bir toplumsal model ortaya çıkacaktır. Zaman var olduğundan beri evrenin ve insanlığın gelişimi hızla devam ediyor. Yüz binlerce yıllık bu gelişim bizlerin daha fazla aydınlanmasını sağladı ve tüm bilgiler kümülatif olarak günümüze kadar ulaştı. İnsanlık artık Milenyum ile birlikte aydınlanma çağına girdi ve her alanda sürekli bir gelişim içerisinde ilerliyor. Bu ilerlemenin gerisinde kalan toplumları ancak ve ancak bir mucize yada ileri görüşlü bir devrimci asrileştirebilir. Bu ise her topluma nasip olmayan bir şanstır. 

Her şeyin bilimsel olarak bir açıklaması mevcut mu? Bunları sorgularken evrendeki karadelikler bazen zihnimizi de yutuveriyor. Geniş bir mikrokosmos içerisinde yaşayan canlılar ve binlerce keşfedilmeyi bekleyen gezegen aslında içerisinde yaşadığımız dünyada meselelere ne kadar dar perspektiften baktığımızı ve bazen de bu bakış açısı nedeni ile bir çok konuda yanıldığımızı bizlere ispatlamaktadır.

Bilim ve teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerlerken ve zaman hızla akıp giderken her geçen saniye vakti nasıl kullandığımız ile ilgili olarak kişisel gelişim hanemize kar yada zarar olarak kaydediliyor. Bu bilinç ile içerisinde yaşadığımız dünyayı sorguladığımızda hiçbir şeyin durağan olmadığını ve her şeyin aslında bir matematiksel sistem içerisinde sayılardan ibaret olduğunu ve bu sistemin mükemmel bir şekilde işlediğini görmekteyiz. Fizik kanunları evreni ve galaksileri sayısal veriler ve formülasyon ile açıklayarak mevcut bilgileri temellendirme gayreti içerisinde. Bu kadar gelişen ve değişen bir dünya düzenine bizler kayıtsız kalamayız.

Her birimizin bu dünyada bir misyonu olmalı. O misyon ise insanlığın ortak değerlerine hizmet etmek ve erdemli bir insan olabilmek olmalıdır. İnsanoğluna bahşedilen en yüce nimet olan aklı birbirimizi yok etmek yerine var etmek için kullanmalıyız.

Bu bilinç bir tohum gibi zihinlerimizde yeşerdiğinde insanlık ormanında hep beraber ışığa doğru yürüyerek aydınlanacağız!



Mesut YÜKSEL

30 Mayıs 2016 Pazartesi

İŞ GÜVENLİĞİ SEKTÖRÜ GELECEĞE UZANIYOR



İş Güvenliği'nin tarihsel gelişimini incelediğimizde bu mesleğin kümülatif olarak ve gelişerek günümüze kadar geldiğini görmekteyiz. Sanayi devriminin gelişmesi ile birlikte fabrikalarda, madenlerde yada inşaatlarda yaşanan ölümlü iş kazaları nedeni ile artık bu işin denetim ve kontrolü devletten çıkacak yasalarca sağlanmalı ve iş yerlerinde de bu yasaların ve yönetmeliklerin bir uygulayıcısı olmalı? Düşüncesi ile "İş Güvenliği Uzmanlığı" mesleği doğmuştur. 

Avrupa'da bu kültürün bizden çok daha ileride olduğu ve oturduğu aşikar. Türkiye'de henüz çok yeni olan 6331 Sayılı "İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu" ve çıkarılan onlarca yönetmelik, sürekli güncellenmeye devam etmektedir. Bütün bu mevzuatın iş yerlerinde uygulanması sorumluluğunu Devlet büyük oranda Uzmanların omuzlarına yüklemiştir. İş yeri hekimleri  yasanın "İş Sağlığı" kısmında sadece iş yerlerinde çalışanları muayene edip reçete yazmakta ve mevzuat çerçevesinde bu sorumluluğa yeterince ortak olmamaktadır. 

Hekimler; Uzmanların hazırladığı Risk Analizi, Acil Eylem Planı, Yıllık Çalışma ve Yıllık Eğitim Planı gibi son derece önemli belgelere imza atmak dışında hiçbir katkı sağlamamaktadır. Uzmanlar, İşveren, Müfettiş, Mahkeme ve OSGB kıskacında, mevcut yasa ve yönetmelikler çerçevesinde idealist bir şekilde ve özveri ile mesleğini uygulamak için adeta birer nefer gibi çalışmaktalar. Uzmanlar sorumluluk bilinci ile 20 küsür bilim dalından süzülen bilgileri iş yerlerinde uygulamaya çalışan insanlardır. Meseleye bu gözle bakarsak sanırım bazı şeyler daha bir rayına oturacak ve meslekle ilgili ön yargılar da ortadan kalkacaktır. Her şeyden önce "İnsan Hayatı" her inançta en kutsal emanettir. 

Uzmanlar iş yerlerinde insan hayatını korumaya yönelik tedbir aldıran insanlar olduğuna göre yaptıkları iş son derece kutsal bir görevdir. Artık bu sektör çalışanları kurulacak bir "Meslek Odası" vasıtasıyla temsil edilmeli ve bu meslek hak ettiği yere ve saygıya bir an önce kavuşturulmalıdır. Mevcut yasalar ve yönetmeliklerde İş Güvenliği Uzmanlarının "Sosyal Hakları" düzenlenmediğinden uzmanlar OSGB' lerin tutturabildiği ücretleri dayatma politikalarına maruz kalmaktadır. Maaşını işverenden alan bir uzmanın yasa ve yönetmelikleri uygulatabilmek noktasında ne kadar bir yaptırım gücü olabilir? Tüm bunları bir kefeye koyduğumuzda tam bağımsız ve yaptırım gücü olan bir uzman profilini sektörde bir an önce hayata geçiren adımlar atılmalıdır.

Yapı itibarı ile verilen hizmet bir kamu hizmeti olduğu halde uzmanların sosyal hakları piyasanın kaderine terk edilmiş durumdadır. Devletin mevcut yasa ve yönetmeliklerde bir değişiklik yaparak bu durumu net bir şekilde düzenlemesi ve mevcut sorunları çözmesi elzem bir hale gelmiştir. 

Her ne kadar sektörde bir takım sıkıntılar baş gösterse de yine de içimizde bu mesleği ileride güzel günlerin beklediğine dair hep bir umut taşımaktayız. Tünelin sonu aydınlık ve çıkmaya az kaldı! 

İleride tüm uzmanları  temsil edecek bir ODA mutlaka kurulacak ve gelecekte de bu mesleği yapan seçkin insanlar, devletin ve toplumun nazarında daha saygın bir yer edineceklerdir.

Mesut YÜKSEL

8 Mayıs 2016 Pazar

SANAL ÜNVANLAR

Ünvanlar ve Ünvanlarımız...İsmimizden önce gelen ve çoğu zaman toplumsal statümüzü ve saygınlığımızın birer ifadesi olduğunu düşündüğümüz title'lerimiz. Mesleki ve Akademik ünvanlarımız  genelde toplumsal ve bireysel ilişkilerimizin belirleyicisi oluyor. Meslektaşlarımız ile daha rahat bir iletişim kuruyoruz ve ortak noktalar yakalayabiliyoruz. Akademisyenler de kendi aralarında daha iyi anlaştıklarını düşünüyor olabilirler. 

Herkesin ünvanına göre toplumda bir yeri oluyor. Kartvizitiniz ne kadar dolu ise yeni girdiğiniz ortamlarda o kadar etkileyici olabiliyorsunuz. İnsanlar size farklı bir gözle bakıp hayranlık duyabiliyorlar. Dolayısı ile bu çağda etiket yada ünvanınız yoksa toplumsal statünüz de ona göre belirleniyor. İletişim kurduğunuz ve bir şeyler paylaştığınız insanlar da genelde sizinle benzer özellik taşıyan insanlar olabilir. İnternet ortamında Facebook, Tweetter yada Linkedin gibi sosyal mecralarda ünvanlarımız bazen bizi olduğumuzdan daha fazla gösterebiliyor. 


Linkedin gibi iş dünyasını bir araya getiren bir Network'te gözüme çarpan şey basit bir dükkan sahibinin bile kendisini CEO yada Charmain gibi ünvanlarla lanse etmek istemesidir. Bu her şeyden önce insanların gözünden kaçmayan ve komik durumlara düşülmesine neden olan bir durumdur. Çağımızda maalesef her şey etikete odaklı olarak gelişiyor. Giydiğimiz kıyafetten tutun da kullandığımız cep telefonu ve yediğimiz içtiğimiz Cafe yada Restaurant herşey ama her şey etiket ve marka odaklı olarak algılanıyor. 

Bir tüketim toplumu yaratılarak bize sürekli belirli markaları daha çok tüketmemiz empoze ediliyor ve subliminal mesajlar ile bu bilinç altımıza işleniyor. İnsan ilişkilerimizin de bu algı doğrultusunda şekillenmesi elbette kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Hak edilen ünvanlar doğaldır ki karvizitimize yada Linkedin profilimize olduğu gibi yazılacaktır. Ancak asistan isek uzman, uzmansak müdür, müdür isek genel müdür yazmanın kimseye bir faydası olmayacaktır. Kimse olduğundan daha fazlası değildir ve olmayacaktır da. 

Sanal dünya ne de olsa kimse anlamaz düşüncesi ile yapılan bu yanlışlar çoğu zaman insanların güven ortamını da zedeleyen bir hale gelebilmektedir. İlk çağ filozoflarından bu yana zamanla yok olmaya yüz tutan insani erdemlerimiz bence bir insan için en büyük ünvan olmaktadır. En büyük erdem ve ünvan insan olmaktadır!

Diğer ünvanlar kartvizitimizde ve yaşamımızda daha geriden geldiği gün gerçek manada erdemli bir insan gibi yaşamayı becerdiğimiz gün olacaktır.

Mesut YÜKSEL

29 Şubat 2016 Pazartesi

BİRİ İŞ GÜVENLİĞİ Mİ DEDİ ?




İş Güvenliği sektöründe çok eski değilim, daha önce bir süre  İK sektöründe bulundum ve bu sektörle ilgili yığınla yazı yazdım. Bu İSG sektörü ile ilgili ilk yazım :) İş güvenliği deyince tonla literatür bilgisi gelir önce akla. Sonra tarihsel gelişim, akabinde Hipokrat'tan günümüze kadar gelen kümülatif bilgiler, yasalar, kanunlar, yönetmelikler, tebliğler....Her biri sayfalarca bilgi ve talimat içeren bir yığın yazınsal metin. İş güvenliği bence ana okulu çağları ile birlikte hayatımıza giren bir kavram olmalıdır. Daha o yaşlarda çocuklara bu kültür aşılanarak gelecek yeni nesiller bilgilendirilmelidir. Bir kültürün temelleri ancak bu şekilde sağlam bir zemine oturtulabilir. 


Sonradan bir takım yasalar, yönetmelikler ve talimatlar ile zoraki işverenler bir kıskaca alınmaya çalışılsa da  işte günümüzdeki İSG kültürünün hali ortada. İş kazalarında avrupa şampiyonuyuz. Halen eşeğin üstünde elektrik panosunu kurcalayan veya boya badana yapan insanların mı dersiniz, biri yüksekçe bir merdivene çıkarken öteki güvenlik önlemi olsun diye poposuna sopa dayayan mı dersiniz bir ton caps ler internette dolaşıp duruyor :) İş sağlığı ve Güvenliği = Çoğu işverenin gözünde maddi külfet ve boşa harcanan para demek olmaktadır. Harcanılan para karşılığı işletmenin artan kalitesi, iş yeri sağlığı ve düzeni ile oluşan pozitif atmosfer nedense görmezden gelinerek işe sadece cebimden kaç para gidecek? Mantığı ile yaklaşan işverenler...Bir kültürün oturması için elbette yıllar geçmesi gereklidir. Ancak bu öncelikle bizim sağlığımız ve güvenliğimiz ile ilgili bir kültür ise bu her şeyin önünde gelmelidir. Bir can giderse geri gelmez ancak bir işletme yok olur ise yenisi kurulabilir. İnsan hayatı her inançta en kutsal emanettir. 

Dolayısı ile burada elbette devletin sorumluluğu ve görevi oldukça fazladır. Ancak işverenlerin, iş güvenliği uzmanlarının, çalışanların ve derneklerin hiç mi sorumluluğu ve görevi yoktur? Bu kültürün bir çok ayağı bulunmaktadır ve bu ayaklardan biri sağlam bir zemine oturmadığı sürece bu kültür her zaman eksik kalacaktır. Avrupa dan monte edilen yasalar henüz ülkemizde yeterli bir altyapı olmadığı için tabiri caizse havada kaldı ve tam oturmadı. Burada hepimize görevler düşmektedir. Devlet yasaları koyar ve denetler, iş güvenliği uzmanı yasa ve yönetmelikleri elinden geldiğince uygulatmaya çalışır, işverende İSG kültürü varsa uzmanla beraber eksikleri tamamlar, eğer bilinç yoksa işte o zaman kötü. 


Uzman ha bire yazar kara kaplı deftere ancak düzelen pek te bir şey olmaz. Yazılacak o kadar çok konu var ki, buraya elbette sığmaz. Uzmanların sosyal hakları halen olması gerekenin oldukça altında ve  OSGB ler piyasada rekabet halinde. Bu serbest piyasa ekonomisi ile işleyen düzen uzmanların maaşlarını düşürürken, OSGB lerin ve verilen hizmetin kalitesini de düşürmektedir. Sistemin bu haliyle sekteye uğradığını sektör çalışanları yaşayarak görmekteler. Önümüzdeki zamanlarda 6331 sayılı yasanın tekrar tekrar revize edileceğini ve değişeceğini öngörüyorum. 

Her şeyden önemlisi bir kültür oturtulmaya çalışılırken uzmanlar haklarını tam olarak alamamaktadır. OSGB lerce onlarca firma yüklenen uzmanların adeta oradan oraya ışınlanması  ve bütün firmaları yüzde yüz olarak memnun etmesi beklenmektedir. Bu her şeyden önce hayalperestliktir. İSG sektöründe işleyen düzen içerisinde herkesin bir rolü ve gücü vardır. OSGB, Uzman, Devlet, Dernek..herkes gücünü yasalardan alır. Ancak uzmanlar maaşlarını işverenlerden aldığı sürece gücünü tam olarak yasalara dayandıramıyor ve bu da işverenlere yaptırım gücü noktasında uzmanlara sıkıntı yaratmaktadır. Yazımı şu cümle ile bitirmek isterim.

Bağımsız ve arkasında devlet olan bir uzman olmadığı sürece bu kültürün oturması zor görünüyor.

Mesut YÜKSEL

3 Ocak 2016 Pazar

İŞ GÜVENLİĞİ ŞİİRİ






İlim irfan bilgimizle
Şerefli bir görevimiz var
Bir nefer gibi çalışırız
Kazalara garezimiz var

İş yerinde bilimin temsilcisiyiz
 Bilgi ve ilim ile yoğrulmuşuz
Her an gözümüz  açık
Kazasız iştir tek  hedefimiz

İş hayatında insan hayatını
Korumaktır bizim işimiz
Kazaları  önleyici olarak
Faaliyette bulunmaktır  görevimiz

Kişisel koruyucu olmalıdır
Başa baret takılmalıdır
Şantiye sahasında her zaman
Gözümüz  iş güvenliğinde olmalıdır.

İşveren bizsiz yarım demektir
Ortamı gözeten biri gereklidir.
İş’te  kazasız çalışma için
Ortak bir akıl gereklidir.

İş Güvenliği bir kültürdür
İş Güvenliği yaşama tutunmaktır.
İş güvenliği kazasız bir şekilde
Çalışanı evine göndermektir

Emek, çaba ve çalışma ile
Bu bilinç daha ileriye gidecektir.
İnsanların  güvenle çalışmasını
Sağlamak daima görevimizdir.

Devlet, Uzman ve Çalışan ile
Hep beraber varız biz
Kazasız belasız iş için
Çalışmaya varız biz.

Mesut YÜKSEL

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Colgate Coupons