7 Mart 2015 Cumartesi

İNSANLIK ADINA BİR YAZI


İnsanoğlu varoluşundan itibaren evreni ve kendisini tanıma adına sürekli bir araştırma halinde olarak çeşitli görüşler öne sürmüştür. İçerisinde yaşadığımız evrende sınırlı bir hayat süren ve topluluk halinde yaşamak zorunda olan insan nasıl erdemli bir insan olabilir? Bu sorunun cevabını aramış ve çeşitli görüş ve felsefeler öne sürmüştür.

İlk çağ filozoflarının görüşlerini incelediğimizde insanlık erdemini "bilgili olmak kendini tanımak ve topluma faydalı bir insan olmak" olarak özetleyebiliriz. İlkel çağlardan itibaren insanlar daha kaliteli nasıl yaşayabilirim? Dürtüsünden hareket ile av hayvanlarını daha kolay avlama adına çeşitli aletler icat edip üretmişler, sonra ekip biçmeyi öğrenerek tarımsal alanda çeşitli yenilikler getirmişler ve canlanan bu sosyal kültür neticesinde üreten bir canlıya dönüşmüşlerdir.

Üretimin artması ile insanlar ürettikleri ürünleri pazarlayabileceği yeni şehirler, yeni pazarlar arayarak toplulukların sosyo kültürel kaynaşmalarını sağlamışlardır. Bu itibarla farklı etnik yapıda insanlar birbirleri ile ticaret yaparak etkileşim içinde olmuşlar ve bu etkileşim neticesinde hep daha iyiyi nasıl üretirim? Daha iyi ürünü nasıl alırım? Düşüncesi hakim olmaya başlamıştır.

Dolayısı ile sosyal, kültürel ve ticari ilişki içerisinde olan insanlar zamanla daha hırslı canlılara dönüşerek daha iyi yaşama adına güçlü güçsüzü yok eder düşüncesi ile hareket etmeye başladılar. Bu yaklaşım bir takım insani erdemleri zamanla yok etmeye başladı. İlk çağ filozoflarının öne sürdüğü "bilgili ve topluma yararı olan insan erdemli insandır" düşüncesi acaba toplumumuzda yeterince kabul gören bir davranış şekli midir?

Elbette erdemli insan olmanın yanında ahlaklı, dürüst, namuslu insan olma faziletleri de insan olma erdeminin içerisine dahil edebileceğimiz olgulardır. Çağımızda bilgiye ulaşmak internet sayesinde bir tık ötemizde. İsteyen istediği bilgiye anında ulaşabilecek imkanlara sahip. Dolayısı ile çağımızda normal insanlar aslında eski çağların filozofları kadar hatta onlardan çok daha fazla bilgiye sahipler. Madem yeterince bilgiliyiz o halde neden insani erdemlerimizi ve faziletlerimizi gün geçtikçe yitiriyoruz?

İnsanoğlu zamanla topluma faydalı bir insan olmaktan çok benmerkezci bir yapıya bürünerek sadece kendi çıkarları için yaşar bir hale geldi. Gündelik hayatımızda çevremizde sadece bize faydası olabilecek insanlar ile iletişim halinde olmayı tercih ediyoruz. Biri bizden bir şey istediği zaman yadırgıyoruz ve tepkide bulunuyoruz ama nedense başkalarından her şeyi istiyor ve bekliyoruz. Erdemli insan olmayı nasıl tanımlamıştık?

Önce kendisini tanıyıp bilgi sahibi olan sonra da topluma faydası olan insan olarak ifade etmiştik. Dolayısı ile günümüzde bir çok insan benmerkezci hırslı ve çıkarcı bir insan modeline dönüşüyor. Bu algı önce kendisine, sonra çevresine ve topluma hiçbir faydası olmayan insanlara dönüşmemizi tetikliyor. Sosyolojik açıdan meseleyi irdelediğimizde hiç de parlak olmayan bir toplumsal model ile karşılaşmaktayız.

Ticaret hayatında insanlar yeterince ahlaklı ve dürüst mü? Ürettiği yada sattığı ürünler yeterince kaliteli mi? Merdiven altı üretilen ürünler sağlıklı mı? Rakip firmalar gayri ahlaki yollara başvurarak birbirlerinin açığını kovalamıyor mu? Okulda arkadaşlarımız ile diyaloğumuz çoğu zaman çıkar üzerine mi kurulu? İş yerinde insanlar yeterince düzgün çalışıyor mu? İşverenler işçilerinin hakkını tam olarak verebiliyor mu? Her insan bu soruları vicdanına sorarak bir cevap aramaya çalıştığında net bir cevap bulamayacaktır.

Önce sen erdemli insan ol!, sonra çevrene örnek ol!, bu dalga toplumun tüm katmanlarına yayıldığında ortaya mutlu insanlar topluluğu çıkacaktır. Akıl, bilim ve medeniyetin yolu insanlığın yolu olmalıdır. Topluma faydası olan insanı "erdemli insan" olarak yorumlayan ilk çağ filozofları ve yüce dinimizin Peygamberi (SAV) "İçinizden en hayırlı olanınız insanlığa en faydalı olanınızdır"! hadis-i şerifleri bize insan olarak insanlara faydalı olmamızı öğütlemişlerdir.

Hangimiz çevremizde kime faydalı olduk? İşveren olarak İşsiz ve mağdur bir insana yardım eli uzatarak iş verebildik mi? Zengin ve varlıklı birisi olarak çevremizdeki yoksul ve muhtaç insanlara bir faydamız olabildi mi? Bir şeyler biliyorsak bunları yazıya aktararak topluma faydalı olabildik mi?Erdemli insan olmak zordur, ancak imkansız da değildir.

Önce vicdanlı bir insan olarak insanlığın tüm güzelliklerini kendimizde zuhur ettiğini düşünelim. Ahlaklı ,dürüst ve yardımsever bir insan olarak topluma faydamız bulunsun. Unutmayın!, bir insan yaptığı kötü işlerle de bir iz bırakabilir ve insanlık adına kara bir leke gibi tarihin tozlu raflarında yer alabilir. Önemli olan topluma faydalı bir insan olabilme erdemi ve kuşaktan kuşağa bırakabileceğiniz temiz ve şerefli bir isimdir!

Mesut YÜKSEL

6 yorum:

Adsız dedi ki...

Elinize sağlık. Anlamlı bir yazı. Buradaki temel sorunlardan biri de, insanların karşılık beklemesi. Paradigmayı karşılık beklememeye göre oluşturursak o zaman iyiliğin de arkası gelir ve sonunda su taşı deler...

Mesut yüksel dedi ki...

Teşekkürler Sedat Bey yorumunuz için

Vildan Gölbasli dedi ki...

Kaleminize sağlık,erdemli ve iyilik sever olmak ne yazik ki günümüzde "saf" insan olarak etiketlenmenize neden oluyor.işveren şirketler agresif çalışanlara daha çok yatırım yapıyor ve en fazla izlenen programlar agresif tavırları ile bencilce öne çıkanlar oluyor.

Mesut yüksel dedi ki...

Vildan Hanım değerli yorumunuz için teşekkür ederim :) yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil...

Unknown dedi ki...

Mesut Bey, Yazılarınızı fırsat bulduğumda takip ediyorum. Aydınlatıcı yazılarınızı keyifle okuyorum. İnsan hayatı bir bütün. Ancak İş Hayatındaki insanı anlamak ve anlatmak'ta bize geleceğin iş hayatını ve Gelişmiş sistemlerini ortaya koyacaktır. Şimdilik yukarıdaki yazınıza küçük bir katkıda bulunmak istiyorum. İnsanlığın tarihini ve gelişimini tek bir kavramla tanımlamak isteseydik eğer, O kavram da "Bilinç" olurdu. Erdemli, Ahlaklı, Namuslu insan'ı tanımlarken aynı zamanda ona bilinç düzeyi yüksek insan diye tanımlarız. İş hayatında çalışanlarını, her kesimden diğerlerini düşünen, bencillikten kendini kurtaran insana da, Özgecil olan (Diğergam) ve bilinci yüksek insan diye tanımlarız. Yine iş hayatında yalnızca almayı değil, vermeyi, kendinde olanı paylaşmayı seven insanlarla karşılaştığımızda ise onlara da almayı ihsan ederek gerçekleştiren bilinci yüksek insan deriz. İnsanların bu değerlere ulaşma yolculuğuna da Üst bilinç yolculuğu diyebiliriz. Yaşamın her alanında bu yolculuğa çıkan insanların artması dileğiyle, Saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Mesut yüksel dedi ki...

Kurtuluş Bey değerli düşünce ve yorumunuz için teşekkür ederim. İş Hayatında yada normal hayatımızda insan ilişkilerimizi belirleyen bizim bilinç düzeyimizdir.Dolayısı ile hayatın her alanında erdemli bir birey olabilmek için gayret göstermek ve bu yolda ilerlemek bizi her anlamda gelişim sürecine iten tetikleyici bir güç olacaktır.

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Colgate Coupons