7 Mart 2015 Cumartesi

HAYALLERİMDEKİ İK ANLAYIŞI




İnsanlık var olduğundan beri hep bir gelişim içerisinde olarak değişen çağ ile birlikte kişilik özelliğine de bir çok şey katıp günümüze kadar gelmiştir. Ancak insanoğlu var olduğundan itibaren yaradılışında bulunan erdemleri ve faziletleri gün geçtikçe kaybetmeye başladı. Kimse eskisi kadar saf ve masum değil artık. Yaşamanın son derece güç olduğu koşullarda hayatta kalma mücadelesi verebilmek artık insanları daha acımasız, daha hırslı ve duyarsız bir hale getiriyor.
 
Dolayısı ile adeta hayatımızın her anında yaşadığımız "surviver" mücadelesinin  ödülü de hayatta kalabilmek oluyor. İşsizler aylarca iş arıyor, onlarca firmaya cv atıyor fakat geriye dönen yok, İK departmanları birer CV mezarlığına dönmüş durumda. İşletmelerde şirket içi referans ile eleman almak yine hat safhada. Dolayısı ile bunca adaletsizliğin ve duyarsızlığın içerisinde yetenek, bilgi ve çalışma isteği bir anda çöp tenekesine atılıyor.
 
 
Hayallerimde Olan ve Gerçekleşmesini İstediğim İş Dünyası ve İK anlayışı Nasıl Olmalıdır?
  • Herkesin adil ve eşit bir şekilde mülakatlarda değer gördüğü ve markaya değil yeteneğe ve yaratıcılığa  odaklı bir İK anlayışı egemen olmalıdır.
  • Cinsiyet ayrımcılığının yapılmadığı mülakat süreçleri her işletmede uygulanmalıdır.
  • İş arayan adayların saatlerce boş yere bekletilmediği ve değer gördüğü mülakat süreçleri İK da hakim olmalıdır.
  • İK  mülakat sonrası  görüşme yaptığı tüm adaylara ( Olumsuz da dahil ) mutlaka geri bildirimde bulunmalıdır.
  • Şirket içi referansı olan adaylardan ziyade o iş için gerekli yetenek ve becerisi olan adayların işletmeye kazandırılması düşüncesi İK da tesis edilmelidir.
  • Kariyer portallarına  firmalar PR yapmak yada istatistiksel başvuru sonucu  almak için değil, firmaya eleman kazandırmak için ilan vermelidir.
  • İK derneklerinin ve İK cıların "Meslektaş Dayanışması" nda bulunması adına  işsiz İK cılara yardımcı olma vicdanına ve düşüncesine sahip olmalıdır.
  • Firmalara CV atarak şansını denemek isteyen adaylara firmalar en azından mail ile dönerek onlara değer verdiklerini hissettirmelidir.
  • Kaynağına insanı yerleştirmiş olan bir sektörde insana saygı ve değer anlayışı tüm adaylara ve firma çalışanlarına daha çok hissettirilmelidir.
  • İşletme çalışanlarının moral ve motivasyonunu yüksek tutmak ve onları kaynaştırmak adına İK zaman zaman sosyal aktiviteler düzenlemelidir.
  • İK Üst Yönetime karşı çalışanların haklarını korumalıdır ve onları enflasyon karşısında ezdirmeyecek zam politikalarını işletmede hayata geçirebilmelidir.
  • İK Adil ve Objektif kriterlerin esas alındığı ( yöneticilerin kapris ve egosundan uzak )  bir performans yönetim sistemini uygulamaya koymalıdır.
  • Tüm çalışanların Kariyer Yönetim Sistemi ile ileriye dönük kariyer haritaları çıkarılmalıdır.
  • İK Zirveleri, Konferansları ve bu gibi etkinliklerde konuşmacılar daha çok İK' da ki yeni gelişmeler ve güzel yönlerden bahsederken , biraz da sektörde yapılan yanlışlar ve eksiklikler de  ele alınmalı ve sektörün daha iyiye gitmesi noktasında çözüm önerileri getirilmelidir.
  • İşverenler yeni yeteneklere şans verme konusunda daha cesur ve kararlı olmalıdır.
  • İşletmeler inovasyona değer vererek kendilerini geleceğe hazırlama konusunda yoğun teknoloji ve eğitim yatırımı yapma anlayışını ( Fütürist bakış açısı ) işletme politikası olarak belirlemelidir.
  • İşletmelerde kar amacı gütmenin ve rekabetin yanı sıra birbirinin açığını kovalamadığı, sevgi ve saygı çerçevesinde  kaliteli hizmet ve üretim anlayışı egemen olmalıdır.
  • Linkedin platformu iş arayan ile işvereni sağlıklı bir şekilde buluşturan bir network olmalıdır.

İşletmeleri devletlere benzetebiliriz. Devletlerin bir kuruluş dönemi, yükselme devri, duraklama devri ve çöküş devri bulunmaktadır. İyi yönetilen devletler sonsuza kadar payidar kalacağı gibi iyi yönetilen ve geleceğe yatırım yapan işletmeler de gelecekte de var olacaklardır. Burada vizyon sahibi ve öngörüsü olan yöneticiler önemli rol oynamaktadır.
 
Markadan ziyade yeteneklere şans verip işletmeye kazandıran ve sürekli eğitim ve gelişim öngörüsü ile kariyer yollarını açık tutan bir İK yapısı işletmeleri gelecekte de var edecektir. Dünya ekonomileri ile rekabet edebilen bir ülke olabilme yolu, işletmelerde insana saygı ve değer anlayışının egemen olmasından geçmektedir. Her alanda biraz daha cesaret ve anlayış ile ancak  hedeflerimize ulaşmamız mümkün olacaktır.
 
Mesut YÜKSEL
 
 
 
 
 

 
 


4 yorum:

serkan yasin dedi ki...

Gerçekleşmesini istediğimiz doğru olan tüm davranış kalıplarını çok güzel bir gözlemle dile getirmişsiniz. İş dünyasında maalesef insan ilişkileri kopuk bir halde. Plaza içinde dış dünyaya kapalı bir hayat yaşanıyor. İş görüşmeleri de insan kazanmaktan çok, insan kaybetmek üzere yanlış bir iletişimle sürdürülüyor. Elinize sağlık.

Mesut yüksel dedi ki...

Teşekkürler Serkan Bey bu güzel yorum için.

Mustafakemal Aslan dedi ki...

Mesut bey tebrik ederim çok güzel açıklamışsınız fakat bir iki ek ilave yapmak istiyorum. İK departman olarak Etiket' e ( Diploma ) değil ilk olarak deneyimlere ve öz geçmişin tümünü analiz edebilecek kişilerden oluşmalı veya eğitimini almış olan kişiler de almış oldukları eğitimi daha verimli kullanmalı ve at gözlüklerini çıkartmalıdırlar. Ayrıca adı üstünde İK olan bir departman ilk önceliği İnsan olmalı ve karşısındaki insana sadece insan olmasından ötürü Saygılı ve Sevgili olmalıdır.

Mesut yüksel dedi ki...

Teşekkürler Kemal Bey yorum için.

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Colgate Coupons