10 Nisan 2015 Cuma

GÜNEŞLİ BİR RESİM ÇİZ BANA


Yeni bir uyanış ve diriliş mevsimidir bahar. Bir müjdedir, uzaktan alınan ve yeni umutlara açılan yelkendir. Tabiatın binbir rengi selamlar bizi renk renk çiçek çiçek. Uzaklardan kokusunu alırız kır çiçeklerinin. En güzel esanstan daha etkilidir tabiatın kokusu. Toprağın ve çimenin çiğ taneleri ile buluşmasında eşsiz bir koku yayılır etrafa. İşte bu koku toprağın canlanmasıdır, tabiatın uyanmasıdır, adeta insanoğluna yaratanın eşsiz bir armağanıdır. Nereye baksak aydınlanır içimiz, yeşil ve mavinin buluştuğu o muhteşem tabloda  kusursuz bir ressamdır doğa.

Her mevsim tualinden binbir renk çıkarır ve boyayıverir üzerindeki elbisesini binbir renge. Uzun ve soğuk gecelerin ardından içimizin ve dünyanın ısınmasıdır kıpırtısıdır bahar. Tabiatın tüm güzellikleri insanoğlunun hizmetine sunulmuş yaratan tarafından. En güzel şekli ile tüm canlıların vücut bulduğu bu muhteşem döngüde işleyen harika bir matematik şaşmadan milyarlarca yıldır devam etmekte. Yaşadığımız her anın kıymetini bilip şükretmeliyiz. Bize bahşedilen en güzel aramağan olan yaşamımızı faydalı işler yapma adına kullanmalıyız. İnsani erdemlerden kopmadan insanlık adına insan gibi yaşamak temel felsefemiz olmalıdır.

Bilgili olan, kendisini tanıyan ve topluma faydası olan insan erdemli insandır düşüncesi ilkçağ filozoflarından bu yana geçerliliğini korumaktadır. Her dinin peygamberleri insan olmamız gereği çevremize ve topluma faydalı  olmamız gerektiğinden bahsetmişlerdir. Şu halde aklın, bilimin ve dinin ortak bir payda içerisinde insanlık adına aynı görüşü savunduğunu söyleyebiliriz. Bir insan olarak rol modelimiz erdemli insan olabilmek olmalıdır.

Hangimiz peki bunu başarabiliyoruz? Önce kendimizi yeterince tanıyabildik mi? Kendimizi tanıma gayretimizden sonra içinde yaşadığımız dünyayı, aklı, bilimi ve mensup olduğumuz inancı yeterince okuyup araştırabildik mı? Bilimin ve inançların temel referansı akıldır. Akla mantığa ters olan inanca ve bilime de terstir. Dolayısı ile her konuda aklın ve mantığın şaşmaz rehberliğini esas almalıyız. Attığımız her adımda ve yaptığımız her işte akılcı davranmalıyız.

İş dünyasında rekabet bu gün bir çok konuda insanları gereğinden fazla hırslı canlılara dönüştürmüş durumda. Bu hırs neticesinde güçlü güçsüzü ezer mantığı ile hareket eden ticaret algısı insani erdemleri de yok etmeye başladı. Her konuda insanoğlu  kendisini dünyanın merkezine oturtarak  egoist ve çıkarcı bir yapıya dönüşmekte. Yardımlaşma, sevgi ve saygı gün geçtikçe azalıyor. Ahlaki dejenerasyon toplumun her katmanında derinlemesine hissedilmektedir. İnsanlık var olduğundan beri bilimsel ve teknolojik açıdan korkunç bir ilerleme kaydetti.

Fakat bu ilerleme maalesef insani erdemlerimizde tam aksi yönde seyretti. Yaşamımız çok daha kolay ve konforlu bir hale gelirken  duygularımızdaki o saflık artık kirlenmeye yüz tuttu. Şunu yaşamımızın her anında aslında kulağımıza küpe yapmalıyız. Sınırlı bir ömür süreci yaşıyoruz. Doğumumuz ve ölümümüz arasında bize bahşedilen o kısıtlı sürede yaşamımızı nasıl iyi ve güzele odaklayıp faydalı işler yapabilirsek arkamızda bıraktığımız iz de o kadar kalıcı ve ölümsüz olmaktadır.

Bilim adamlarını, sanatçıları ve topluma faydalı işler ve eserler bırakan o insanları bir düşünelim. Sınırlı hayatlarını sonlandırdıklarında arkalarında bıraktıkları eserlerle aslında ölümsüz olmayı başardılar. Bir de hiçbir faydalı ve güzel iş  yapmadan ardında birtek iz bırakmayan insanları düşünelim. Aslında onlar yaşarken silik bir hayat yaşıyorlardı ve öldüklerinde de o silik iz yok olup gitti. Hangi inanca başvurursanız başvurun, üreten ve topluma faydalı işler yapan insanların diğer insanlara göre üstün olduğunu göreceksiniz.

Buradan yapacağımız çıkarım insan olmamız ve inançlarımız gereği erdemli insan olabilme gayretini yaşamımızın her safhasında göstermeye çalışmaktır. Doğa, tabiat, ekosistem, yaratıcı adına her ne derseniz deyin her yıl bize bu kadar yaratıcı ve cömert davranmasa idi bizler yeryüzünden silinip gitmiştik. Bu kadar cömert olan doğa (yaratan) karşısında bizler ne kadar cömertiz? Bir hayat maratonu içerisinde hızla ömrümüz tükenirken her saniye kronometre aleyhimize işlemekte.

Her uyandığımız gün bizim banka (ömür) hanemize yatırılmış trilyonlar gibidir. Onun kıymetini bilerek yaşamaya gayret edelim. Hepimizin yüreğinde sevgi tohumları var ve uyanmak için baharı bekliyorlar. Onları yeşertin! Sımsıcak bir sevgi ile bakın her canlıya ve aldığınız her nefes için şükredin! Bunca olumsuzluğa rağmen bir çocuğun çizdiği resimdeki gibi saf ve temiz bir yaşantımız olabilir. Erdemli bir insan gibi yaşamaya gayret edersek bizlerde topluma yaptığımız faydalı işler ve bıraktığımız eserler sayesinde ardımızda iyi bir iz bırakabiliriz. Bizden sonra gelecek kuşaklar için çok daha temiz bir toplum ve çok daha temiz bir doğa bırakalım. Güneşli ve aydınlık günler bizleri bekliyor! yaşama sevincimizi kaybetmeyelim!
 
Mesut YÜKSEL
 


2 yorum:

serkan yasin dedi ki...

İnsani değerleri kaybettiğimiz günlerdeyiz. Güzel yazınız için teşekkürler. Umarım herkes birbiri için bir şey yapabilir ve bir diğerinin hayatına ışık tutabilir. Umudumuz o yönde.

Mesut yüksel dedi ki...

Teşekkürler Serkan Bey değerli yorum ve düşünceniz için.

Yorum Gönder

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Design by Free WordPress Themes | Bloggerized by Lasantha - Premium Blogger Themes | Colgate Coupons